Meshed - Iran

MEŞHED

TARİH

GEZİLECEK YERLER

KONAKLAMA

 

TARİH

Horasan eyaletinin merkezi ve İran’ın ikinci büyük şehridir. Meşhed, tarih boyunca ipek yolu ve baharat yolu gibi kervan yollarının üzerinde bulunduğu için her zaman önemli bir konumda bulunmuştur. Ticaretin getirdiği zenginlikle gelişmiş, bu yüzden de yabancı işgal ve saldırılarını sürekli yaşamıştır. Meşhed’den geçen kervan yolu Hindistan’dan Anadolu’ya ve Türkistan’dan Arap Denizi’ne doğru giderdi.

Meşhed’in ticaret yolu üzerinde bulunmasından başka ikinci önemli özelliği şii inancının en önemli ziyaret ve hac yeri olmasıdır. Şehre geldiğinizde dikkatinizi çekecek ilk şey altın kubbeler ve çok güzel işlenmiş minareler olacaktır. Meşhed ismi aslında Meşhed-i Muqqaddes (Kutsal Şehit) kelimesinden gelir.

İran’da devletin Şii inancınIı benimsemesine kadar Meşhed’in kutsal bir ziyaret yeri olarak pek fazla bir önemi yoktu. 16. yüzyılda Safevi devletinin kurulmasından sonra öncelikle devlet yöneticilerinin Meşhed’e ziyaretler yapmaya başlamasıyla önemi artmaya başladı. 

GEZİLECEK YERLER
İmam Rıza’nın Türbesi

Meşhed’in tarihi İmam Rıza’nın tarihiyle paraleldir. Abbasi Halifelerinin mirasçısı ve Oniki İmamdan sekizincisi olan İmam Rıza, 817 yılında yediği üzümlerden zehirlenerek burada ölmüş. Yaygın inanca göre bu zehirlenmeden Halife Me’mun ve onun düşmanca davranışları sorumludur. Bu küçük kente gömülen İmam Rıza’nın kabri çevresinde zamanla bir ziyaretgah ve türbe kurulmuş ve giderek burada (Şehid anlamında) Meşhed şehri gelişmiştir.

İranlıların ve komsu devletlerde yaşayan başka Şii’lerin en onemli hac mekanI Meşhed’e her yıl 12 milyon ziyaretçi gelmektedir. İran dışında Yemen’li, Irak’lı, Hint’li ve Pakistan’lı Şii’ler de türbenin devamlı ziyaretçileri arasındadır.

imam reza
İmam Rıza türbesi

 


Türbe çevresindeki binaların toplu ismi : “Harem-i Motahhar” (kutsal çevre yapısı) dır. Türbe ve çevresinin toplam alanı sürekli genişleyen ve çoğalan camilerle, minareler, avluları dolduran hacılar (ziyaretçiler), sayısız çinilerle ve altın süslü kubbeleriyle 75 hektar büyüklüğündedir.

Türbeye gelen ziyaretçilerin bu kutsal mekana gelip sadece birer Fatiha okuyup gittiklerini sanmayın. Geleneksel şii inancına göre geçmişte din uğruna şehit olanların yasları tutulmalıdır. Önceleri Kerbela ile başlayan yas tutma aslında yılın 365 gününe yayılmış durumdadır. İran’ın tümünde ve özellikle Meşhed’de hep göreceğiniz siyah bayraklar, bu ülkenin yasta olduğunu gösterir. Türbeye gelen ziyaretçiler de şehitlerinin arkasından yas tutmak için kadın erkek birlikte ortalık yerde ağlamaya başlar.

Türbeye gelip ağlamadan çıkan bir Şii yoktur. Türbenin bahçesinde düzgün sıralar halinde bekleyen erkek ve kadınların toplu bir şekilde ağlayıp bağırmalarını ve göğüslerini yumruklayıp dizlerini dövdüklerini uzun süre unutamayacaksınız.
Meşhed’deki İmam Rıza türbesini ziyaret eden bir Şii, geleneklere göre artık “yarım hacı” olmuş sayılır ve isminin sonuna bir ünvan olarak “Meşhedi“ takısını gururla ekler.

Meşhed kentinde gerçekten Bütün Yollar Türbeye çıkar. Şehrin gelişimi de türbe çevresinde oluşmuştur. 1928 yılında türbenin çevresini temizlemek için bir yasa çıkmış ve türbeye 180 metre uzaklıktaki bütün binalar yıkılmıştır. 1979 yılında bu mesafe 320 metreye çıkartılmış ve bu uzaklıktaki bütün binalar yıkılarak türbeye yer açılmıştır.

Türbenin tamamı yılın belirli dönemlerinde üst seviyeden mollalar tarafından tepeden tırnağa kadar silinip temizlenir ve gül suyu ile yıkanır.

Türbe ve çevresindeki yapılarda bulunan bölümler
Cami, müzeler, (iki tanesi tamamen altın kaplı) eyvanlar, medreseler, birkaç bahçe, birkaç kütüphane, bir üniversite ve idari binalar. Türbenin arkasında geniş bir mezarlık var. Bu mezarlıkta defnedilmek büyük (ve pahalı) bir şereftir.
İslam devriminden sonra kurulan bir vakıfin gelirleri ile türbenin giderleri karşılanmaya çalışılıyor. Aslında taşımacılık şirketinden pastaneciliğe kadar birçok iş kolunda vakfın girişimleri var. Ayrıca bağış olarak toplanan paralarla ve hükümetin katkılarıyla Türbe yönetiminin büyük bir ekonomik gücü olduğu kesin. Yönetim, gelirlerinin büyük bölümünü sosyal hizmetlere ve yardım faaliyetlerine harcıyor.

Türbenin içindeki mozolenin bulunduğu yere, bulunduğu binaya ve yakın çevresine müslüman olmayan bir kişi kesinlikle alınmıyor. Türk pasaportu taşıyan ve müslüman olduğu bilinen bizler için böyle bir engel söz konusu değil. Ancak sarışınsanız ve dış görünüş olarak bir Avrupalı gibi görünüyorsanız yolunuz sık sık kesilecek ve nereli olduğunuz sorulacaktır. Her seferinde Türk ve müslüman olduğunuzu sabırla tekrarlayın. Türbe sınırları içinde yüksek sesle konuşmak, hızlı adımlarla yürümek hatta ortamda eğleniyor gibi gülüp konuşmak gibi davranışlar hoş karşılanmaz. Çok kutsal bir mekanda olduğunuzu ve etrafta herkesin sürekli yasta olduğunu sakın aklınızdan çıkartmayın. Türbeye giren kadınların tamamının siyah “çadoor” giymeleri kesin bir zorunluluktur. Girişteki görevli hanımlar size uygun çadoor’u emanet olarak verecektir. Türbe girişinde çok ayrıntılı bir arama yapılıyor, türbeye fotoğraf makinası, cep telefonu ve herhangi bir çantanın sokulması da kesinlikle yasak. Üzerinizde bulunan kamera ve telefonları girişlerde bulunan kilitli dolaplarda emanete alıyorlar.

Bütün yabancı ziyaretçileri International Relations Office (Uluslararası İlişkiler Bürosu) karşılıyor. Buradaki görevliler iyi derecede İngilizce biliyor ve gelenlere kısa süreli bir video gösterisi yaparak türbe hakkında bilgi veriyorlar. İsteyenler türbe gezilerinde yanlarına rehber de alabiliyor. Bizce, böyle bir rehber almanın faydası vardır.

Kutsal Türbe
Orijinal türbe 9. yüzyılda Halife Harun Reşit tarafından yapılmıştı. 10. yüzyılda saldırılar sonunda yıkıldı ve Gazneli Sultan Mahmud tarafından 1009 yılında yeniden yapıldı. 12. yüzyılda Moğollar türbeye büyük zarar verdi. Daha sonra tekrar restore edildi. 15. yüzyılda Timur’un oğlu Şahruh ve orduları Meşhed’e dokunmadı ve türbeye büyük saygı gösterdi. Daha sonraları gelen Özbek saldırıları sırasında Meşhed şehrinden dışarı göçler yaşandı. Özbekler de bu Türbeye karşı saygılı davrandı ve herhangi bir zarar vermediler.

18. yüzyıla gelindiğinde Meşhedin ve türbenin önemi iyice ortaya çıkmıştı. Kendisi bir sünni olduğu halde Nadir Şah, İmam Rıza Türbesine büyük önem verdi ve genişletme çalışmaları yaptı. 1912 yılında Rus topçuları Meşhed’i bombaladı. Buradaki yaygın inanca göre Rus Çarı’nın devrilmesinin en önemli sebebi kutsal İmam Rıza Türbesini bombalamasıydı.

Mozolenin üzeri, insanı şaşırtan incelikle işlenmiş ve kafes şeklinde altın ipliklerle örülmüş “zarih” ile örtülüdür. Şu anki örtü 2001 yılından beri kullanılmış olan beşinci örtüdür. Ziyaretçilerin sürekli dokunmaları ve öpmeleri nedeniyle bu örtü sürekli yıpranmakta ve eskimektedir.

emam reza
İmam Rıza türbesinin içindeki ana mozole

 


Türbe’nin kubbesi 42 metre çapında ve 7 metre yüksekliğinde tamamı altın kaplıdır. Kubbede 16. yüzyılın hat sanatı ustalarından Ali Reza Abbasi tarafından Kur’andan sureler işlenmiştir. Kubbenin iç yüzeyinde renkli cam ve aynalarla mükemmel desenler elde edilerek müthiş bir görsellik yaratılmıştır.

Ana binanın iki yanındaki iki minare de tamamen çiniyle kaplı ve işlidir. Bu minarelerin birbirine paralel durmadığı ve simetrilerinin bozuk olduğunu farkedeceksiniz. Böyle yapılmasının özel nedeni İmam Rıza Caddesi’nden gelen ziyaretçilerin görüş açısına göre türbenin düzgün bir simetriyle görünümünü sağlamak isteğidir.

Gevher Şad Camii
Bu ince işlemeli cami İran’da Timur dönemine ait sağlam kalabilmiş ender eserlerdendir. Bu camiyi Timur’un oğullarından Şahruh’un eşi Gevher Şad Hatun yaptırmıştır. 1405 - 1418 yılları arasında süren inşaatın sonunda dört eyvanlı, iki minareli bu yapı ortaya çıkmıştır. Binanın kubbesi mavi çinilerle ve çok güzel çiçek motifleriyle süslüdür. Caminin giriş kapısı altın işlemeleriyle mükemmeldir.

turbah
Gevherşad Camii

 


Müzeler
Türbede üç müze vardır, her birini gezmenizi tavsiye ederiz.

Muze-ye markazi (Merkez müze)
Buradaki en büyük müzedir, üç katlıdır. Giriş ücreti 300 Tümen. Giriş katında Kacar döneminden kalmış ve bir yüzü altın bir yüzü gümüş kaplama kapıyı mutlaka görün. Kapının üzerindeki hat sanatında Kur’andan bazı sureler işlenmiştir. Kapının hemen yanında 18. yüzyıldan kalma binlerce küçük inci ile işlenmiş bir seccade bulunur. Bunların dışında 1215 yılından kalma taştan mihrab, 800 yaşındaki bir ahşap kapı ve bir ton ağırlığındaki taştan su tankı dikkat çekicidir. Birinci katta İran’ın büyük minyatür sanatçılarından Mahmud Farsciyan’ın önemli bazı eserlerinin orijinalleri yer alıyor. Bunlar arasındaki “Beşinci gündeki yaradılış” ve “Aşure günü öğleden sonrası” adlı eserleri dikkat çekicidir.

Halı Müzesi : Buradaki en ilginç parça Yedi Sevgili Şehrin Halısı ismindeki halıdır. Bunun yapımında 10 bin kişi çalışmış ve 14 yıl içinde toplam 30 milyon kadar düğüm atılarak tamamlanmıştır.

Kur’an Müzesi
Bu müzede yüzden fazla sayıda el yazması Kur’an bulunmaktadır.


Meşhed’teki görülecek başka yerler

Haci Rabi’nin kabri
Meşhedin 4 km kadar kuzeyindeki bu türbe 8 köşeli bir yapıdır. Şiilerin 1. İmamı, İmam Hacı Rabi için yapılmıştır. Şah Abbas tarafından yaptırılan bu türbe birkaç kez yıkıma uğramış ve onarılmıştır. Büyükçe bir bahçenin ortasında yer alan türbenin etrafı zamanla bir mezarlığa dönüşmüştür. Burada İran - Irak savaşında ölen binlerce şehidin mezarı bulunur.

hace rabia
Hace Rabia türbesi

 


Nadir Şah Türbesi ve Müzesi

Müzenin bahçesindeki 5 metre yüksekliğinde ve 14 ton ağırlığındaki dev bronz heykel, bir grup askerle birlikte savaşa hazırlanan at sırtındaki Nadir Şah’ı başı sarıklı ve elinde baltasıyla gösteriyor. Nadir Şah, Meşhed şehrini kendine merkez yapmış ve Hindistan’a düzenlediği saldırılarda hareket noktası olarak seçmişti. Türbenin bulunduğu yerde bir de müze var. Bu müzede 18 ve 19. yüzyıla ait silahlar, miğfer ve zırhlar gibi askeri tarih eserleri sergileniyor. Müzenin bahçesindeki tek parça bronz bir top, 1591 İspanyol yapısıdır. Buraya nasıl geldiği bilinmiyor. Müzeye giriş ücreti 3 bin Tümen.

Tus (Ferdosi)

İki isimli bu ufak kent 13. yy.da Moğol saldırıları sonucu yıkılmadan once, önemli bir eğitim ve kültür merkeziydi. 1389’da Timur’un orduları Tus’u kimsenin yaşayamayacağı kadar perişan ettiği için, şehir günümüzde de terkedilmiş görüntüsünü korumaktadır. Kalenin duvar artıklarından başka fazla bir kalıntı görünmez. Meşhed’den 23 km doğuda, otobüs veya minibus ile kolayca ulaşılır bir noktadadır.

Tus’da, İran’ın tanınmış epik şairi Firdevs’in türbesi, tam öldüğü yer olduğu iddia edilen noktada inşa edilmiştir ve günümüzde varlığını sürdüren ufak köyün görülmeye değer tek eseridir. 1020’de ölen Firdevs’in bininci ölüm yıldönümü için ancak 1933'de soluk renkli taşlarla inşa edilen türbe, aslında müslüman mezarlığında yer alması gerekirken, zamanında yazdıkları eserlerde İslamı övmediği için, ömrünü geçirdiği evinin bahçesine gömülmüş ve mezarı da o bahçede inşa edilmiştir. Türbenin hemen arkasında, ingilizce tabelalarla gösterilen eski kale duvarlarının kalıntıları ve Tus müzesi bulunur. 11. yy.dan kalma seramik ve çömleklerin sergilendiği müzeye giriş 1000 tümendir.

Müze bahçesinde, hafif yiyecek ve soğuk içecekler alabileceğiniz bir restoran yer alır.


MEŞHED - KONAKLAMA


Bu konudaki bilgileri "İran Gezi Rehberi" isimli kitabımızda bulabilirsiniz.

 


Üye İşlemleri
  Kullanıcı Adınız

  Şifreniz

 

Son Yazılar/Duyurular
 İstatistikler
» Bugün Gelen : 75
» Toplam Gelen : 432209
» Kayıtlı Üye : 696
» Şu An Bağlı IP : 4
Aktif Üyeler
Aktif Üye Yok

 Son 15 Dakika İçinde
 Aktif Olan Üyeleri Gösterir